24 Kasım 2011 Perşembe

Yedi İklim 260

YEDİ İKLİM
Sayı: 260
Kasım 2011






















Bu sayı; depremden hareketle, Allah'ın âyetlerini okuyabilenlere selâm ederek başlıyor Yedi İklim. 

İlk şiirler Cevdet Karal'ın. 3 tane şiiri var. Hepsinde yalnızlığından bir şekilde bahsediyor: "yanında biri vardı, ben yalnızdım", "yalnızlıklar yükleniyor durmadan", "oturdu yalnızlığım yalnızlığımla". Cevdet Karal şiirinde; gerçekten yazması gerektiği için yazdığı şiirlerle, şiir yazmış olmak için yazdığı şiirleri ayırt edebiliyoruz gibi bir kanaate vardık. Bu şiirleri birinci kısımdan sayabiliriz ama ikinci kısım için geçerli şiirlerini görünce de "yapma abi" demeden duramıyoruz. (Ekim sayısında; bu sayıda yayınlanan bir şiiri başka bir şiirin devamı gibi yayınlanmış. Başka bir hatadan da bahsediliyor ama rahatsız edici bir tavırla. Bu tavır, yapılan hataları da hafifletmez sayın editör. Derginize sahip çıkın!)

İkinci şiir Mehmet Aycı'ya ait: Pazartesi. Berbat bir şiir yazmış Aycı. Aycı'nın yazmış olmak için yazdığı tonlarca şiirinden bir tanesi:

Eriğim, yenidünyam, kökü göklerde çılgınım
İyimserlik damgası parmak uçlarından
Öperek başlıyorum yaşamaya...

Ne diyelim, berhudar ol evladım.

Sıradaki şairimiz Ali Haydar Haksal. Üç tane şiiri var Haksal'ın. 70'li yıllarda Mustafa Kutlu, Ali Haydar Haksal gibi isimlerin bazı dergilerde şiirlerini okumuştuk. Olmadı ki sonradan hikayeye yöneldi abilerimiz. Yaş ilerleyince bu tür şeyler normal karşılanır. O yüzden şiirlere laf söyleyecek değiliz. Ha Hisar dergisindeki şiirler ha Yedi İklim.

Hüseyin Alemdar'ın Bal, Süt, Yumurta filimlerinden hareketle yazdığı bir şiiri var. Hemen her dizesi bir yargı içerdiği için bütünlük sorunu olan vasat bir şiir. Vasat şiirler artık okunur olduğu için okuyabilirsiniz.

Habil Tecimen'in Churchill'in "Ne Etmeli Şu Türklere" meselesine cevaben yazdığı 3 sayfalık bir metni var. Şiir biçiminde yazılmış metinde şiire dize olabilecek bir şey bulamadık. Allah, Ahmet, Ali, birleşmiş milletler, ingilizce kelimeler, biz ölmedikler... Siz anladınız işte.

Fatma Şengil Süzer'in Pişman isimli, son dönem şiirlerine göre vasat bir şiiri var. Akabinde büyük şair Cafer Keklikçi'nin bir şiiri var. Hastalıklı bir yapı tekrarlayarak bu şiirde de devam ediyor: "beni unutanlar oluyor olsun ne yapalım" diyor. Seni unutur muyuz sayın Keklikçi. Her şiirinde kendinden bahsederek bunu sağlıyorsun. Teşekkür ederiz.

Muhsin İlyas Subaşı'nın "Aşk şiirin annesidir, O var oldukça şairini doğurur", Ali Sözer'in "Allah bes bâkî heves!", Ahmet Tokiş'in "Sevgiliye aşkı söylüyor" dizeleri ile biten kötü şiir metinleri var.

Abdullah Akdemir'in şiiri derginin son şiiri. Belki ilk şiir olsa daha iyi olurdu. En azından rahatsız etmiyor.

Sayfayı çeviriyoruz ve klasik Hasan Aycın çizgisi ile karşılaşıyoruz. Klasik ama muhteşem. Hasan abi de olmasa dergilerde iyi bir şey görmekte zorlanacağız.

Osman Koca'nın; başlığı gibi Vasıfsız, baştan savma, "Ne vakit cep-tel'im çalıp titrese benim de içim titrer." diye başlayan ve öykünüp duran bir metni var. Biz de "Mihriban İnan Karatepe öyküsünün bile önüne almışlar bu öyküyü" diye bir şey var zannettik. Sayın Karatepe'nin öyküsünü de okuduk. Konuşmaları biraz uzattığı için dağılan ve sonradan zorlama toparlanan bir öykü. Ödül almış bir öykü yazarının metinlerinde "öğleden sonrası", "korna ötmesi", "börekler, poğaçalar pişirecek" gibi ifadelerin olması hoş değil. Öykünün adı: Güvercinler.

Emine Batar'ın Tren Rayları isimli bir öyküsü var. Tren tünele girdi, her şey karanlık bir örtünü altına gizlendi. Adam evrak çantasını şöyle yaptı. Kadın böyle yaptı falan filan.

Ebru Ak'ın İskoçyalı yazar George Mackay Brown'dan güzel bir çevirisi var.

Ali Haydar Haksal Doğu ile Batı Arasındaki Kazancakis yazılarına devam ediyor.

Osman Serhat, "bazı genç şairlere dair" deyip Yedi İklim'de şiirleri yayınlanan bazı isimlerden bahsetmiş. İlk isim Zafer Acar. Hemen yanındaki sayfada bu genç şairimiz Zafer Acar'ın "Genç Şaire Açık Mektup: Yazmasaydın Çıldırır mıydın?" başlıklı yazısı var. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmak böyle bir şey olsa gerek. Çılgın şairimiz Zafer Acar, genç şairlere, inanca sırtlarını dayayarak delirmekten kurtulabileceklerini öğütlüyor. Ama flash-back ile geçmişe gitmesini ve ingilizce kelimeler kullanmasını da bir türlü anlamıyoruz. Adam artist.

Sırada Habil Tecimen'in Politik Şiir / Siyasî Mısra yazısı var. Batılı kaynaklardan beslenerek yazılmış, politik şiirin geçmişinden, içeriğinden, protestosundan vs. bahseden ama kendisi yeni bir şey söylemeyen,  cılız ve uzun bir yazı.

Mükerrem Mete "Heidegger'in Hölderlin'in üzerine söyledikleri ve benim imge üzerine söylediklerim" başlıklı yazısında imge üzerine bir şey söylemiyor ve kendi kendine konuşuyor. Başlığa bakıp da aldanmayın.

Mustafa Uçurum sitemizi görmemiş olmalı ki Sanal Âlemin Yalan Yüzü diye bir yazı yazmış. Her şey yalan be Mustafa abi boşver diyoruz.

İbrahim Biricik, Tarık Buğra'nın Yağmur Beklerken romanına sosyo-politik bir bakış yapmış. Recep Seyhan, Augsbur Notlarının yedincisini yazmış. Mustafa Kirenci, vefat eden arkadaşı Abdurrahman Tütüncü beyi anlatan bir yazı yazmış (Yazının başlığı: "Dünya Garip Bir Yolcu Olmak" Sayın editör biraz daha dikkat lütfen!). Yakup Şafak "Eski Bir 'Meşhurlar Listesi'nde Yer Alan İranlı Şairler Hakkında" yazmış. Yeprem Türk "Mehmedeks Yazı" diyerek iki yazı yazmış. Bir sürü anlatım bozukluklarıyla yazılmış hamaset dolu bir yazı.

Yedi İklim bir de kampanya başlatmış. Yeni abonelerine, kargo ücretini karşılamaları şartıyla eski sayılarından 24 adet hediye edeceğini söylüyor. Bizce abone olun ve en eski sayıları talep edin. Çünkü eski sayılarında daha kaliteli ürünler vardı.

1 yorum:

  1. hulusi döngeloğlu26 Kasım 2011 01:20

    sanço panza a.nasip kelebekten'ten bir şeyler yok mu bu sayıda yavv!

    YanıtlaSil

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.