30 Kasım 2011 Çarşamba

Şehrengiz 10

ŞEHRENGİZ
Sayı: 10
Kasım, Aralık 2011




















Şehrengiz her sayıda bir meseleye eğilen bir dergi ama bu derginin en büyük meselesi çok küçük: Berbat bir tasarımı var. Ve imzasız giriş yazıları tashihe muhtaç. Yedinci sayının özensiz giriş yazısında, bir ekip halinde ustaları okudukları yazılmıştı. Nuri Pakdil ve Rasim Özdenören okuduktan sonra şimdi Sezai Karakoç okumaları yaptıklarını söylemişlerdi. Sezai Karakoç okuma notlarını yayımlamak, onuncu ve sonuncu sayıya kalmış.
Yedinci (kapağa göre Mart-Nisan 2011, künyeye göreyse Kasım-Aralık 2010) sayının daldan dala atlayan önsözünde kendilerine ulaşan çeşitli eleştirilere şöyle alakasız bir karşılık verilmişti: "Bir de derginin ismi, boyutları, rengi, kokusu, tadı gibi tartışmalar var... Bunlara takılıp kalmamak lazım bizce... Hayat bu, her şey olabilir... Hoş bir sada bırakmak olmalı bizi sevindiren bu dünyada..." Elbette hiç kimse bir derginin kokusuna, tadına dair bir şey demez. Bunların anılıyor olması, derginin adına, boyutuna ve tasarımına ilişkin eleştirileri hafife almak gibi görünüyor. Böyle olunca da dergi gelişmekten uzak kalıyor. Nitekim yedinci sayının giriş yazısından daha kötü bir giriş yazısı bu sayıda yayımlanmış. Demek dergi özensizlik konusunda geriye gidecek kadar ısrarlı.

Gelelim onuncu sayının giriş yazısına. İlk cümle "... sizi kucaklıyoruz." ifadesiyle bitmiş. Gerçi son kelime "kuçaklıyoruz" biçiminde yazılmış ama biz hoşgörüden ve diyalogdan yanayız; kaç tane okurunu kucaklayan dergi kaldı günümüzde? Bu siteyi Türk edebiyatına karşılıksız iyilik yapmak için kurduk madem; fazla merhametten maraz doğacağını bildiğimiz için de biraz acımasızız. Daha ikinci cümlede giriş yazısı şarampole uçuyor bakınız: "hikaye deneme ve şiirlerle birlikte ve bitirdiğimiz yazar okuması sezai karakoç üzerine denemeler ve değerlendirmelerle onuncu sayıda sizlerle beraberiz." Cümlenin yazılış biçimine hiç müdahale etmedik. Gel de çık işin içinden. Devam ediyor giriş yazısı: "fadime türkölmez "diriliş" konusunu ele aldı." denmiş. Sezia Karakoç'u nasıl okudunuz böyle?

Aman, uzatmayalım; her kim Şehrengiz'in şu imzasız giriş metinlerini hazırlıyorsa gitsin Kemalettin Tuğcu okusun bari. Her cümlede de hata olmaz ki be kardeşim!

Derginin tasarımını Muhammet Çelik yapmış, ellerine sağlık ama bir edebiyat dergisine pek uygun düşmemiş tasarım. Her metnin başlığı birkaç kez geçiyor metinlerin başında. Düz, yatay, gölgeli, siyah, gri, flu... Sonra sayfanın etrafını boş yere kapatan oval bir çerçeve ve gereğinden çok iri puntolarla dizilmiş yazılar, şiirler... Hele bu metinlere eşlik eden sıradan görseller; kapakta bir buket gül, ilk sayfada duaya açılmış bir avuç, bir sayfa sonra gurûb vakti leylekler... Tüm bunlar bir derginin ölmeye yatması için gereken görselleri tamamlıyorlar.

Ali Cançelik'in yazısı Divan Edebiyatı üzerine. Yazının başlığı (Medeniyet Âlemine Büyük Bir İftihar: DİVAN EDEBİYATI) ve içeriği, bize 90'larda Hakyol Vakfı'nın çıkardığı birçok dergideki yazıları hatırlattı. Hamasi üsluptaki bu yazıda, Türkçenin günümüzdeki şairlerinin Fuzuli'yi bile okumamış olmasına kızılıyor ki bu kızgınlığa biz de katılıyoruz. Ardından bir "Üstad Necip Fazıl" övgüsü geliyor ama akla şu gelmiyor: Necip Fazıl, Baudelaire'i bildiğinin yarısı kadar Fuzuli'yi bilmezdi! Hamaset gaza getirir ama hikmete dair çok şeyin üstünü kapatır. Yüksek tonda çıkan sesin altında bilgelik yoktur.

Sayfaların üstünde Sezai Karakoç eserlerinden tırnak içinde alıntılar var. Gelgelelim bu alıntıların kaynakları yok. Öte yandan bu alıntıların altında dergiye yollanmış diğer metinler yayımlanmış. Metin sahiplerinin rızası alındı mı acaba? Bir metnin sahibine sormadan onun yazısının bulunduğu sayfada gelişigüzel görsel ya da alıntı kullanmak, bir editörün yapabileceği en büyük fenalıklardandır!

Tevfik Hatipoğlu'nun Gözlerin Taşırdığı Balıklar adlı şiirinde basit bir dil var. Basit ve sıradan:

dedim ki:
göller taşarsa ölürüz
teselli annemden geldi
merak etme biz de
Yunus Aleyhisselam gibi
bir balığa otostop çekeriz

Ömer Ertürk'ün Mah-ı Devran şiiri klişe ifadelerle örülü. Yağmur dergisi şiirleri gibi. Eskiden Sızıntı  dergisinin arka sayfalarında bir edebiyat köşesi vardı, oradaki şiirleri hatırlatıyor:

Bir bahar müjdele iklimime,
Sevdalık gözlerinle, yeşil bir bahar.
Düşür beni rüyalarımda aşk uçurumundan,
Sonra ellerimden tut
Korkunun bembeyaz kesilmiş yüzüne inat.

Mustafa Kadir Çelik, siyasi şiirinde, şiir diline direnen kelimeler kullanmış:

Zulüm, mülayim bir hegemonyanın yumuşak karnında edebiyat bülteni gibi
...
Kavi bir içerleniş, sağlam bir çatış

Derginin en iyi şiiri, son zamanlarda yazdığı şiirleriyle dikkatimizi çeken Nebiye Arı'ya ait. Nebiye Arı'nın dizelerinde ne dediğini çok iyi bilen bir insanın duyarlığı var. Nebiye Arı, siyasi şiir ile propaganda şiirini ayırt ettiği sürece sağlam bir çizgide ilerleyebilir diye düşündük:

Hangi birini şikayet edeyim Allahım, listem çok kabarık
Beslenme türü nefrete dayanan yeni bir insan yok
Basit bir ademoğlu, yeryüzünde fitne ve fesad çıkaracak
Demişti melekler, haşlanmış mısırın da taneleri var
Yine de utanmam ısırmaktan, küfrün dili tek değil.

Sezai Karakoç üzerine hazırlanan dosya metinleri hakkında bir şey söylemek istemiyoruz. Şiirlere ve düzyazılara baktığımızda Şehrengiz'in bir gençlik gayreti olarak takdim edilebileceğini düşünüyoruz ama  birazcık da yaptıkları işe titizlenmelerini öneriyoruz.

9 yorum:

  1. "Gözlerin Taşırdığı Balıklar" şiirimde basit bir dil kullandığım doğrudur.Ama "sıradan" ifadesi düşündürücü...Keşke sıradan olmasının nedenlerini de belirtseydiniz belki(!) ben de daha özgün ve sıradışı şiir yazmaya yönelirdim.

    Eleştiriniz için teşekkürler.

    Tevfik HATIPOĞLU

    YanıtlaSil
  2. Selamun Aleyküm.Eleştiri ve iyi niyete binaen.
    Esere ilişkin : "Şiir'in diline direnen kelimeler" den çıkarılması gereken anlamı biraz daha açık ve net yazarsanız şahsım ve şiir adına daha faydalı olacağını bilmenizi isterim. Bu kadar incelemeden sonra "Sezai Karakoç Tahlilleri"ne çok parçalamdan keşke biraz değinseydiniz bizim için çok iyi olurdu. Hatta mümkünse burada da değinebilirsiniz.
    Mustafa Kadir Çelik.

    YanıtlaSil
  3. Yunus Aleyhisselami yutan baliga otostop cekilmesi gercekten cok siradan olmus :)

    YanıtlaSil
  4. yazarın yerine ben söyleyeyim kadir bey, "mülayim bir hegemonya, yumuşak karın, içerleniş, çatış" gibi kelimeleri kastediliyor olabilir mi? bunların şiire gitmediği düşünülebilir. ben böyle bir anlam çıkardım.

    Ayşenur Çelik

    YanıtlaSil
  5. muhsin tengirşen17 Aralık 2011 21:59

    ya kardeşim şehrengiz sanki bir degiymiş gibi buraya değerlendirme girmişsiniz. çocuk çoluğun çıkardığı bir dergi değil mi bu? içinde okuncak tek satır yazı yok bu derginin. demek ki siteyi şehrengiz ekibi hazırlıyor. anlaşıldı.

    YanıtlaSil
  6. Genel olarak : Sezai Karakoç dosyasına mutlaka değinmeniz gerekirdi ama es geçmişsiniz.Buyrun eleştiriye açıktır o dosya da... Yedi konu başlığını içeriği ile beraber inceleyip tahlillerinizi bekleriz. Zira bu eleştiri dosyanız'ın bir ehemmiyeti kalmayacak.

    Eksik olandan bahsettiğiniz kadar bir o kadar da (tek şiir haricinde) güzel ve iyi olandan da bahsetmeniz gerekirdi.
    Eleştiri diliniz edebiyattan uzak bir uslup ile beraber dalga geçerek yorumladığınız olaylar "karşılıksız iyilik" sloganınızla çelişki yaşayarak bir edebiyat hareketi olan iztihza tanımına girmese de biz öyle görüp hoş karşılıyoruz.
    Yapılırsa eğer, bir dahakisine yapılacak olan eleştirinin kibre kaçmamasını ve kule' den aşağı inerek ama edebiyat dili ile yapılmasını
    uygun görüyoruz. Vesselam.

    YanıtlaSil
  7. bence bu değerlendirme yazılarını hazırlayan arkadaşın ciddi psikolojik sıkıntıları var. eleştiriye harcayağı zamanı tedaviye ve kendini geliştirmeye ayırsa çok daha isabetli olur. edebiyatta, çok istemesine rağmen bir yere gelemeyen yarı-aydın kişinin yapması gereken, onun bunun açığını bulup teşhir etmek değil, kendi eksiklerini telafi etmektir.

    YanıtlaSil
  8. eleştiride inceden bir alay vardır zaten kardeşim. derginiz okunmuş değerlendirilmiş, bunu bir okur olarak bende yapıyorum ama düşündüklerimi yazacak bir platform yok.. madem eleştiriden hoşlanmıyorsunuz, dergi çıkarmayın alla alla.

    YanıtlaSil
  9. Eleştiride üslupta önemli ama ve en önemlisi eleştirenin kendini bildirmesi :) Bu bağlamda eksik bir eleştiri olduğunu düşünüyorum ki eleştiren kişiler şehrengizin birinci sayısından itibaren bazı şeyleri izlemiş olsaydı şayet içerik olarak da ne kadar geliştiğini görürdü. Evet haklı tarafları var ama eksik söylenen şeylerde var!

    YanıtlaSil

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.