17 Ekim 2011 Pazartesi

Türk Edebiyatı 456

TÜRK EDEBİYATI 
Sayı: 456
Ekim 2011




















Türk Edebiyatı niye çıkar ki? Bileniniz var mı Allah aşkına. Niye çıkıyor bu dergi? Yazısı çıkan bir iki akademisyenin dışında alan da yok herhalde. Beşir Ayvazoğlu bir toplantıda 400 tane devlet kurumlarında abonesi var, bayilerde neredeyse hiç satılmıyor demişti. Satılmaz tabii. Dergide bugüne ve bugünün insanına dair bir şey bulmanız çok zor. Herkes eski zaman diliminde yaşıyor. Sanki zaman algılarında bugün ve yarın gibi şeyler yokmuş gibi davranıyorlar. Dergide şu tür başlıklara çok sık rastlarsınız: Heey Koca Osmanlı, Bir Zamanlar Fatih’te, Eski Günlerin Getirdiği, Tozlu Rafların Arasında, Paslı Kütüphanemde Dinelirken, Elbet Bir Gün Viyana, Türk Armudunun Milli Kimliği vesaire vesaire.

Türk Edebiyatı dergisinde her şeyin başına “Türk” sıfat-ı müşebbehesi getirilir.  Derginin adından mıdır nedir bilmem. Mesela bu sayıda “Türk fotoğrafı”nı duydum. Gelecek sayılarda “Türk buğdayı”, “Türk Çimentosu”, "Türk Zırıltısı”nı duymaya hazır olun.

İlk yazının bir röportaj olması da yine bu dergiye mahsus olsa gerek. “Türk fotoğrafı” sanatçısı Gültekin Çizgen’le yapılmış. Birkaç sayfa ötede “Selimiye’nin Metafiziği” diye bir yazı var. İddialı bir başlığın altında Marifetname şunu der, İbn Arabi bunu der diye devam eden bir yazı bekliyor sizi. Peki sen diyorsun? Onun cevabı yok.

19.sayfada beton santrali, 34.sayfada makine parçaları satan bir firmanın reklamı. Dergi demek ki ekonomik krizde. Yoksa bu reklamlar edebiyat dergisine alınır mı yahu! Ya arkadaş satılmıyorsa, para da yoksa çıkarmayıverelim de oturalım demez bu dergici milleti. Onur meselesi yapar. “Donunu sattı, dergiyi çıkardı abi” dedirtmek için yırtar kendini.

H. Bilen Buğra’nın tatsız öyküsünde 5 tane dipnot var. Öyküyü unutmuş makale yazıyorum zannetmiş anlaşılan. Halit Ertuğrul gibi. Bu abimiz de dipnotlu roman yazanlardan. Allah rızası için ama. Herkes imana ersin diye.

Hararetle tavsiye ederim ki şiirlere hiç bakmayın. Hızlı bir şekilde Türk Edebiyatı’ndaki şiirlerden uzaklaşın. Vatan millet aşkı için.

Osman Özbahçe’nin sözlükçü Mehmet Doğan’la bilinenlerin malumu olacak cinsten bir röportajı var. Derginin sonuna 60 sene önce bazı dergilerin yaptığı gibi abone olma kuponu koymuşlar. Hangi devirde yaşıyoruz kardeşim. Abone kuponu neymiş. Çağın çok gerisindeler çoook.

SEL.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.