31 Ekim 2011 Pazartesi

Şiiri Özlüyorum 44

ŞİİRİ ÖZLÜYORUM
Sayı: 44
Ekim, Kasım, Aralık 2011

İşimiz gücümüz yok sanki bir derginin kapağını daha kaldırıyoruz. Valla amacım öyle bir dergiye dalmak alaşağı etmek falan değil herkesin kendi arasında konuşup sağda solda söyleyemediği şeyleri yazmak benim amacım. Bak mesela Şiiri Özlüyorum dergisini elime aldığımda okumadan neyle karşılaşacağımı biliyordum; ama gene de kendime söz verdim derginin adına gönderme yapıp espri yapmayacağıma.

Dergi 15 sayfalık sıkıcı bir felsefe yazısıyla başlıyor. Hepsini okuduk adil olmak için yeni ve enteresan bir şey söylemiyor. Yineleme kavramının batılı filozofların bakış açısıyla irdelemiş sayın yazarımız Mustafa Durak. Doğulu filozoflar mı? Kemalist solculuğun (hatta Kemalist olmayanı da öyle ne yalan söyleyelim) kendi halkına oryantalist bakışını burada da görüyoruz ve Doğu filozoflarını metafiziğe bıraktığını söylüyor yazarımız. Yani bizim buradaki filozofları Allah’a emanet ediyorum diyor, biz de eyvallah diyoruz napalım! Ayrıca bu felsefe yazısının bir edebiyat dergisinde ne işi var onu da pek anlayabilmiş değiliz ya neyse.

Gene derginin batı öykünmeciliğini ele veren Shelley’den 1821 ylında yayınlanmış uzun ve örümcek bağlamış eski bir poetik yazı. Güncel şiir tartışmalarına katkı sağlayamayacak “abi biz eski İngilizceyi de biliyoruz fena çeviri yaparız” dercesine dergiye alınmış bir yazı. Sayfalarca süren yazının sonunda devam edecek (İngilizcesi to be contiuned miydi ne?) yazıyor. Filmin ikinci bölümünü önümüzdeki sayı göreceğiz demek ki.

Ve muhterem dergimizin yine en muhterem abisi Fuat Çiftçi’nin aforizmalarını oluşturan ölgün yazısı  “Hiçlikle Çiftleşmek-Karşı Günlükler(13)” kâh gülerek kâh ağlayarak mide krampları geçirmemize neden oldu. Başlık zaten bizi kafadan koparıyor. Başka dergilerde de gördüğümüz üzre anladık ki Fuat Çiftçi bizim içinde olmadığımız bir dünyada yaşıyor. Kullandığı kelimeler, şiir dediği metinler bizden çok uzakta, olmayan bir halka yazılmış sanki. Şiir ve yazı devamlı batıyı taklit eder nitelikte. Geçelim artık yaşlı şairlerden duymayı bıktığımız anti-orijinal aforizmalara. 402. notta örneğin çok şiir kitabı var şiir dergileri okunmuyor diyor. Neden acaba diye sormuyor kendi kendine Fuat Çiftçi. (Sen ve senin gibiler devamlı pohpohlanıp ödüller verildiği için olmasın sakın.) Bütün aforizmalarda anlaşılmaz kıyıda köşede kalmış kelimeleri kullanırsam büyük adam olurum sanıyor; ancak Sayın Çiftçi bilsin ki biz okumuş adamlarız seni gayet iyi tanıyoruz. Yazdıkların içi boş hezeyandan başkası değil. 409. notta şöyle diyor Çiftçi: cahil şair kare biçiminde dairedir. Aman ne orijinal! Valla bu yargı doğruysa Çiftçi kare biçiminde bir dümbelekten başka bir şey değildir.

Ayten Mutlu’nun içinde defalarca -ülkemizde sanki her yerde çan varmış gibi – çan kelimesi geçen şiiri tam bir özenti şiir. Dergide yanlış saymadıysak 49 adet şiir var. Derginin adı Şiiri Özlüyorum değil Şiire Susadık falan olmalı. Ünlü ünsüz bir sürü şairin garip şiir ve şiirimsilerle dolu.  Ayten Mutlu’nun bu ilk şiiri diğer şiirlerin karakteristik özelliğini gösteriyor. Bol cinsellik, gereksiz yunan mitolojisi ve envai çeşit lirik hezeyan… Bu 49 şiirden Koray Feyiz’in şiiri çok iyi, Hüseyin Peker’in şiiri ise kötü değil diyebiliriz. Koca şiir dergisinden kalan yalnızca iki şiir! Ünlü komedi şairimiz Fuat Çiftçi Mehmet Mümtaz Tuzcu’nun saçmalıklarına benzer şeyleri şiir diye sürüyor önümüze. Bakışmasızlığa gibi saçma kelimelerle kurduğu şiirimsi adeta okuyucuyu boğuyor.

Serdar Aydın “saksafonuyla sevişen borda adam”, “tecavüz ettiğiniz zenci kız çocuğu / kızlık zarını germişti iç yüzüne uygarlığınızın / … yenildiniz…” ve “koca memeli kadınları anlatan” gibi dizelerdeki psikolojik yansımalarından cinsel hayatında çok acılar çektiğini anlıyoruz

Derginin devamındaki şiirleri okurken psikolojik bunalıma giriyoruz. Grotesk tanrının şuh kahkahası gibi cümleler, susku gibi kelimeler bizi şiirden edebiyattan soğutuyor resmen. Şiir özürlü Fuat Çiftçi’nin yaptığı röportajda soru sorma konusunda da özürlü olduğunu anlıyoruz. Zeki Karaaslan lise kitaplarındaki “şair burada ne demek istemiş?” tarzında şiir yorumlamaları tam evlere şenlik.

Yazımızın başında derginin adına gönderme yapmayacağımıza söz verdiğimiz için yazımıza burada son verip sobayı yakıyoruz ve diğer dergileri okumaya devam ediyoruz saygıdeğer dergiseviciler!
MEL.

6 yorum:

  1. koray feyiz gibi intihalci içini kurt yemiş bir adamın şiirini nasıl öne çıkarıyorsunuz hayret. büsbütün intihalleri ortada olan bu adamın şiirine güven olmaz! Risalei nur kitaplarından bile aşırmış olabilir :)

    YanıtlaSil
  2. allah akıl versin hepinize...

    YanıtlaSil
  3. siz cahilseniz fuat ne yapsın? cemaat ağzıyla haramilik oynadığınız açık.

    YanıtlaSil
  4. Bkz: http://evvel.org/yeni-sinsiyete-karsi-sorular-sorular-sorular-sorular-11-kasim-2011

    YanıtlaSil
  5. dergideki yazılar bir hayli sıkıcı, boğucu, beni okuma diyen metinler. yalnız şiir seçimleri büyük oranda isabetli ve adil. bu açıdan takibinde yarar bulunan bir dergi.

    YanıtlaSil
  6. Fuat Çiftçi kendi arkadaslarını ağırlamak için güzel bir ortam yaratmış.Şiiri Özlüyorum dergisi'ni onun günü gibi düşünüyorum.Bütün arkadasları da katılırken kendi hazırladıkları yarım yamalak çörek böreği alıp gelmişler,kendileri yapıp kendileri yiyorlar,afiyet olsun.

    YanıtlaSil

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.