27 Ekim 2011 Perşembe

Mühür 36

MÜHÜR
Sayı: 36
Eylül, Ekim 2011




















Geçtiğimiz günlerde dünyadan ayrılan Hulki Aktunç için kısa ama etkili bir dosya yapmış Mühür. Etkili, çünkü müteveffa Hulki'yi yakından tanıyan imzalar yazmış dosyaya.



İmzasız ama öfkeli, eleştirel bir giriş yazısıyla başlanmış dergiye. Oysa geçen yıl bu dergide Baki Ayhan T, imzasız eleştiri metinleri yazmanın ahlaksızlığına değinmişti. Bu sayıda da değerli dostumuz, sevgili Baki Ayhan, aynı hususa değiniyor. Dergiler yerine edebiyatta blogların öne çıkacağı öngörüsünde bulunan birinin bu yargısını tartışırken, televizyonda gördüğü bu kişinin adını hatırlayamamaktan yakınıyor. Ne var ki giriş yazısını yazan Mustafa Fırat, galiba Baki'yi okumuyor. Son derece alıngan ve her alıngan gibi kinci bir karaktere sahip olan Mustafa, hem de "Şiir, ileteceklerini nasıl iletir?" başlıklı giriş yazısında belirsiz bir muhataba verip veriştirmekle meşgul. Yeteneksizliğin, savrukluğun boyutlarına bakar mısınız Allah aşkına? Böyle bir başlıkla polemik yazılır mı yahu? Bu editör adamını hiç mi uyaran yok? Dergi elden ele dolaştı ve şu klişelere bakınca "müstehziyâne" güldük: "tahammülü yok, hazımsızlık, sinsi ve ince hesaplar, avazın son haddeye varıncaya dek(?) kötüleme, tu kaka, provoke, zehirlenme, güdük, tarumar ol-, kursaklarda kal- ..." Mustafa bey, bunlarla Enis Akın'ı kastediyor olabilir mi? Malum, Enis Akın, bu blogda hakkında yazdığımız dergilerden biri olan Yasakmeyve'de V. B. Bayrıl'ı eleştirirken arkadaşlarına da giydiriyordu.

Mühür'ün iki önemli sorunu varsa, muhakkak biri matbaa sorunudur. En ucuza en kaliteli dergiyi nasıl yayımlarım? Dert bu olmalı ki dergi, edebiyat piyasasının en kötü basılan dergilerinden biri olduğu halde fiyatı bakımından bütün dergilere tepeden bakıyor. Bu suçu hafifletmek için de, şu geçenki yıllıktan sonra her sayıda birkaç satılmayan kitap armağan ediyor. Onlar da Mühür Kitaplığı yayınından kalitesiz basılmış kitaplar. Tıpkı dergi gibi sert ve kalitesiz bir kapağa ve özensiz bir mizampaja sahipler.

Dergiye dönelim: Kapaktaki "Mühür" logosu ilk sayfada kocaman sırıtıyor. Bir sayfa çeviriyoruz ve ikinci sayfada gene aynı kocaman logo. İç içe geçmiş, karman çorman bir "İçindekiler" kısmı...

Mühür'ün ikinci önemli sorunu varsa, muhakkak ikincisi yanlış yayın politikasıdır. Ya da bir yayın politikası olmayışıdır. Bu yüzden bu derginin kendine mahsus ve kendinden emin bir sesi yok! Bir iddiası da yok! Varsa da son üç yıldır biz bunu göremiyoruz. Eski sayılarında Mustafa Fırat "Ustam şair Hilmi Yavuz der ki..." diye başlayan giriş yazıları yazarmış ve Hilmi Yavuz her sayı çıktığında bu tilmizini arayıp "teşekkürler Mustafacım" dermiş. Bu bilgiyi bir sözlük sitesinden aktarıyoruz. Biz oraya kadar okumadık. Şurası çok belli ki Mustafa, İstanbul şiir piyasasında yıldız olmanın yolunun Hilmi Yavuz'un egoları altına yatmaktan geçtiğini düşünenlerdendi. Hilmi Yavuz'un istediği de tam böylesi bir şeydi ve Mustafa, Hilmi'den yüz buldu. Gene de şiir kitabı Yom gibi trişka bir yayından çıktı, Hilmi de şiirden birazcık anlar elbet, Mustafa'nın ham şiirlerini Can'dan çıkarmadı. Hilmi ile Mustafagiller familyası arasındaki ilişki tuhaf. Benzer ilişkiyi Arslanbenzer, İsmet Özel'e yapmaya yeltendi ama ondan hiçbir zaman yüz bulamadı. Bu hususta edebiyat tarihimiz; İsmet Özel'i, Sezai Karakoç'u, İzzet Yasar'ı, Enis Batur'u, Cahit Koytak'ı vd hayırla anacaktır diye düşünüyoruz.

İstediğini elde edemeyince Mustafa, Hilmi'ye küsmüş olmalı. Göndermelerin, yalakalıkların kesilmesi şöyle dursun, şiiri bile Hilmi Yavuz şiiri ekseninden kayma emareleri gösterdi. Daha siyasi, ihtiraslarını ortaya çıkaran zayıf şiirler yazıyor Mustafa. Düzyazı cümleleriyle yazıyor. Yazamıyor şiiri yani. Şimdilerde İslamcı imzalara sıkça rastlıyoruz dergide. Komik şeyler yazan Celal Fedai geçen yıl Mustafa'dan da baskındı Mühür'de. Mustafa, arkada duran yüce üstad pozlarındaydı. Kifayetsiz bir muhteris olarak...

Mühür'de en kıdemli şairin şiiri en başa alınmış. "Ahmet Telli'nin şiiri iyice bozuldu" diyen devrimciler var. Bunu diyenler sonuna değin haklı. Ahmet Telli'nin son şiirinden birkaç dize:

Kim evet kimesne kim
di fısıltılar burgacında
(...)
Belki kimcik idi açılsa
likleri, esrik yazılarda
(...)

Derginin ikinci sıradaki şiirimsi metni Pelin Batu'ya ait:

Melek kızgındır
Ama bizler tembeliz
Tarihin katranı bir tür ayna

gibi dizelerle bir başka şairenin, Melek Arslanbenzer'in bir/birçok şiirini hatırlatıyor. Meleği tanı. Melek kızgındır, doğru.

Neşe Yaşın'a yazık. Yıllardır ölü bir şiir dilini kabartıp duruyor. Birçok şair gibi. Şimdi yıllardır şiir yazan birinin şu dizelerine bakalım:

Uzaktan öylece içime bakan
dokunuşlardır gözlerinin
geçişi susuşun yaralarından

Son iki dizedeki ağdalı dile dikkat ettiniz mi? Şiir akmıyor bile. Birçok şiiri gibi Neşe Yaşın'ın bu şiiri de baştan sona klişe. Bakınız bir sayfalık şiirin sonlarına:

Son yıldız kayarken akşamdan
kırılıyorum ince dalımdan
duruldukça bulanıyor
sularda zaman
sensiz soluyorum
harap bahçende

Şiir adına yazılacak şeyler mi bunlar? Öte yandan, yıldız kayması hiç akşam vakti görünür mü?

Ali Günvar, Fuzuli'nin dört fâilatün kalıbıyla dizdiği en ünlü gazelinin metnini yazısında kullanmış. Ne ki metin yanlış, yapyanlış dizilmiş. Aruz kalıbı bozulduğu gibi, şiirin dizelerine eklemeler çıkarmalar yapılmış. Burada anmıyoruz çünkü her okur aruza ilgi duymaz. Sn. Günvar merak ederse blogumuza yazsın, aydınlatmak isteriz. Günvar'ın bu yazısı, daha önce Üç Çiçek, Şiir Atı, Est&Non gibi, şiirde ve poetik metinlerde iddialı dergilerde sıkça görülen iddialı poetik bir yazı. Ve öylesi birçok yazı hiçbir şey söylemez. Günvar'ın yazısını da o haneye yazıyoruz. Neden? Çünkü şiirin bir heteropya olduğunu Ahmet Selçuk İlkan bile kabul etmez. Fakat Mühür'de sıkı bir editoryal bakış hak getire; dergi boyunca birçok özensiz "poetik metin" var. "Şair ve ölüm düşüncesi", "A. İlhan şiirinde Karacaoğlan etkisi", "Falanca ve filanca müteşairlerin şiirlerinde koşut izlekler" gibi birçok yazı sayfa dolduruyor. "Koşun izlek" lafı, bir yazıyı adam etmeye yetmez.

M. Sadık Kırımlı'nın "Yaz Geldi" başlıklı şiiri, bu derginin güz sayısında yayımlanıyor. Ve Erkan Kara, Hilmi Yavuz'un torbasındaki kelimelerle birçok şiir 'kotarıyor': "Kül, âteş, alev, zaman, çocuk, ân, âh..." Geleceğin şairi bunlara kıçıyla gülecektir.

Mühür, özellikle de şiirde tam toplama bir dergi. Hüseyin Akın'dan iki etkisiz, yankısız dize:

Bu saatlerde bu ağacın adı
Olsa olsa çitlembik olmalı

Derginin en iyi şiirleri Mesut Aşkın'a, Gökhan Akçiçek'e ve Nurettin Durman'a ait metinler. Yılmaz Arslan ve Koray Feyiz imzalarına ait şiir metinleri, hem kendinden emin bir şiir diline hem de sıradışı anlatıma sahip olmaları yönünden vasatın üzerinde.

Baki Ayhan T, "Not Alınız!" başlıklı yazılarını 12. defadır yazıyor. Bu ilgi çekici kısa yazıların sadece 7. notu bile yazıyı kurtarmaya fazlasıyla yeter: "Yetenek üretken; vasat, çığırtkandır!"

Furkan Çalışkan'ın 2000 Şiiri için "Bulgunun Somut Gerçekliği" demesi hem tartışmalı hem de anlaşılmaz. Yazıdan da pek bir şey çıkmıyor zaten. Şimdilerde "Milenyum kuşağı" ile "2000 kuşağı" diye bir şeyleri konuşuyorlar ve herkes buna bir ad bulabilmek adına bir şeyler söyleyip duruyor. Oturun ve şiir çalışın çocuklar, poetik sözler sarfedebilecek yeterlikte siyasal ve felsefi bir birikiminiz var mı? Bir duruş sahibi olmayanın poetikası mı olur? Somut gerçeklik budur.

YEL.

5 yorum:

  1. mühür, edebiyatımızın yüz akıdır. kendinize gelin.

    YanıtlaSil
  2. Müstehziyâne söylüyorum ki tahammülü yok, hazımsızlık, sinsi ve ince hesaplar, avazın son haddeye varıncaya dek kötüleme, tu kaka, provoke, zehirlenme, güdük, tarumar olan, kursaklarda kalan bir yazı yazmışsınız. anlaşılan mühür'ün kapısında çok yalvarmış ama kendinize yer bulamamışsınız. kıskançlığın böylesi....

    YanıtlaSil
  3. laf dönüp dolaşıp h. arslanbenzer'e nasıl geliyor anlamış değilim. fazlasıyla öznel şeyler bunlar bence.
    YEL! Seni de üfürürler bir gün.

    YanıtlaSil
  4. mühür, berbat bir dergidir. dedikodu kötüdür. allah merhametlidir.

    YanıtlaSil
  5. sıklıkla yer verdiği cılız, tıknefes şiirler ve küstahça bir tutumun yönlendirdiği yazıları dolayısıyla okuru öfkelendirse de şiir aşkına izlenebilecek kıvamda bir dergi.

    YanıtlaSil

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.