22 Ekim 2011 Cumartesi

Mostar 80

MOSTAR
Sayı: 80
Ekim 2011




















Kültür ve aktüalite dergisi olarak çıkan Mostar’ın iç kapağında Çaykur, onun arkasında da terlik reklamı var. Arka kapakta da çanak çömlek, ıslat-yapıştır-oyna ve apartıman reklamı. Dosya konusuna kadar, gazetelerde her gün gördüğümüz türden, Filistin, Arap Baharı, İsrail üzerine bilindik yazılar, değiniler. “Libya: Postmodern Bir Fetih Öyküsü” başlıklı bir yazı var. Şu yeryüzünde Müslümanlar kadar “postmodern”  sözcüğüne düşkün insan az görülür. Eğer üşenmesem Yusuf Kaplan’ın yazılarında kaç kez bu sözcüğü kullandığını sayardım. Çarpıcı sonucu açıklama uğruna. Ali Bulaç’ın “modernizm, modernite”ye olan düşkünlüğü yerini “postmodern”e bıraktı. Kuramın fikir babalarından Lyotard’ın Postmodern Durum kitabını, alıcısı olmadığı için basmıyorlar bile. Ama herkes postmodernizm üzerine açıklama yapar, herşeyi onunla ilişkilendirirler.

Bu gazete haberlerinden sonra Abdülmecid efendimiz üzerine yapılan dosya başlıyor. Abdülmecid Efendimiz’in (kuddise-i sirruh) nasıl evliyaullahtan bir zat olduğunu kutsal tarih anlayışının yılmaz savunucuları bunu en güzel şekilde işlemişlerdi zaten. Mostar’daki yazılar da o minvalde. Ali Aslan’ın yazısı zannımca ders kitaplarından yararlanılarak yazılmış. Abdülmecid efendimiz devrinde ekonomi, müzik, sosyal hayat gibi yazılarla Mostar, okullardaki tarih kulübünün çıkardığı dergilere benzemiş.

Sinan Ceco ise Dolmabahçe ile ilgili yazısında konunun eskiliğinden midir nedir yerli yersiz arkaik kelimeler kullanma ihtiyacı duymuş. Onlar da öyle kelli felli, anlaşılmayacak tamlamalar değil, “tarz-ı hayat, beynelmilel, arz-ı endam” gibi herkesin bildiği şeyler. Madem heves ettin insan sözlük mözlük kullanır. Aç Ferit Devellioğlu’nun sözlüğünü, daya üçlü tamlamaları, didinsin dursun millet anlayacağım diye.

Ben size demedim mi Müslümanlar önce “modernizm”, sonra “postmodernizme” takmış durumdalar diye. Al sana modernlik üzerine Bedri Gencer’le söyleşi. Bedri Gencer fotoğrafı İlahiyatçıların verdikleri pozlara benzemiş. Arkada kalın ciltli düzgün sıralanmış kitaplar, bir el havada, yüzde tebessüm ve tevekkül hali.

Ali Şükrü Çoruk’tan milliyetçilik dozajı yüksek bir yazı: “Mütareke döneminde İstanbul Üniversitesinde İşgal Karşıtı Bildiri”. Yazısında Çanakkale’de 400 bin şehit verdiğimizi söylüyor Çoruk. Sayıyı yükseltip kahramanlığı da artırmak için kafadan sıkmış tabii. Erol Mütercimler Gelibolu adlı tuğla kitabında (ki ilmi bir çalışmadır) bu sayının en fazla 100 bin olacağını söylemişti.

İstanbul’daki sokak köpekleri üzerine bir yazı Önder Kaya’nın kaleminden çıkmış. Keşke bu konuda daha önce nefis şeyler yazmış olan Ahmet Rasim, E. Amicis, Knut Humsun gibi ustalar zikredilseydi.

Yusuf Kaplan Fütuhatü’l Mekkiye’den ilhamla 5 ciltlik bir kitap yazıyormuş diye duymuştuk. O çalışmanın ne tür bir şey olacağına örnek olabilecek bir yazı yazmış Mostar’a. Bu yazıyı ve o beş ciltlik kitabı okuyacaklara Allah Eyyüp peygamber sabrı versin.  

O. Pamuk’un Saf ve Düşünceli Romancı ve Müslüm Yücel’in Osmanlı-Kürt Romanında Kürt İmgesi kitapları hakkında tanıtım yazıları var.

SEL.

2 yorum:

  1. :)))))))))
    Güzel bi yazı olmuş. Okurken keyif aldığımı itiraf etmeliyim :)Bu arada yerli yersiz arkaik kelimeler kullandığımı ifade etmişsiniz :) bunun üzerine yazıya tekrar baktım ve bahsettiğiniz üç kelimenin 1474 kelimelik bir yazıda 6 defa geçtiğini gördüm. Pek de yerli yersiz olmamış anlaşılan :) herkesin bildiği kelimelerin ne kadar arkaik olduğu ise ayrı bir bahis konusu :)Fakat yine de keyifle okuduğum bir yazıydı. Öyle umuyorum ki eleştirmediğiniz kısımlardan istifade etmişsinizdir :)

    Sinan Ceco
    Arkaik kelimeler kullanan zat :)

    YanıtlaSil
  2. Atıp tutmak çok kolay, siz de çıkarın bir Mostar da görelim. Herkes kötü bir sizin bu aptalca bloğunuz iyi değil mi? Ahmaklar...

    YanıtlaSil

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.