31 Ekim 2011 Pazartesi

Mesele 58

MESELE
Sayı: 58
Ekim 2011





















Agora yayınevinin çıkardığı Mesele Kitap Dergisi'nin Ekim 2011 sayısı 64 sayfa ve fiyatı 6 lira. Dergi, yeterince rağbet gören, kültür piyasasında önemli bir yer tutan yayın olmayı başarıyor. Neden peki? Çünkü bunu birbirinden cesur söyleşileriyle hak etti. Birbiriyle söyleşip duran İslamcı kültür piyasasına inat, konuşmayan insanları konuşturdu. Söyleyecek sözü olanlara uzattı mikrofonu ve sürekli halkın sorunlarının yanında durdu. Halk edebiyatı yapmadı, halkçılık yaptı.

Bu sayının kapak konusu, Mehmet Eroğlu'nun yeni romanı "Emine"de işlenen, yoksul Müslümanlar ile solu buluşturacak bir damar. Buradan hareketle Mehmet Eroğlu, Sırrı Süreyya Önder ve İhsan Eliaçık'la yapılan röportajlar var. Bu sayıda ayrıca Nilüfer Zengin'in Hrant Dink Vakfı'nı eleştiren bir yazısı, Hazal Halavut'un dizi kahramanları Behzat Ç. ile Polat Alemdar'ın aynı tiplemeyi yansıttığını ileri sürdüğü değerlendirmesi ve Mamak kadınlarıyla ilgili bir kitabın tanıtımı da yer alıyor.

Malum olduğu üzere Tanzimat dönemiyle birlikte bir devlet politikası olarak resmi bir şekilde başlayan batılı modernleşme, Türkiye Cumhuriyeti projesi ile birlikte daha baskıcı bir şekilde, daha radikal devrimlerle sürdürüldü. Türkiye Cumhuriyeti döneminde batılı modernleşmeye karşı en sıkı duruş, hiç kuşkusuz İslamcılardan gelmiştir. Fakat AKP iktidarı ile birlikte İslamcıların bugün modernleşme ile barıştığı zamanlara şahit oluyoruz. Radikal muhalif İslamcılar ya bir kenara çekilip seslerini kıstılar veya oyuna katılıp pastadan pay kapma yarışına girdiler, gömleklerini çıkardılar. Bu vasata kapılmayan, İslamcı duruşunu bozmak istemeyenlerin bir kısmı sola yakınlaştılar. Recep İhsan Eliaçık, solun yakından izlediği bir İslamcı yazar. Daha önce bu sitede, Dr. Hikmet Kıvılcımlı'nın öğrencilerince çıkarılan Toplumsal Özgürlük dergisi tanıtımında kendisiyle yapılan bir söyleşiden bahsetmiştik. Doğrusu Eliaçık, sol çevrelerle yaptığı söyleşilerde İslami duyarlılığını elden bırakmadan konuşuyor, onları Kuran'ı anlamaya, yeniden okumaya davet ediyor.

Söyleşi ağrılıklı Mesele dergisinin bu sayısında İhsan Eliaçık'la yaptığı söyleşinin sunumunda Sosyalist yazar Berat Günçıkan, Eliaçık için "kendisi kabul etmese de Sosyalist bir İslamcı o." diyor. Ancak bunu İhsan Eliaçık kabul etmiyor. Kendi duruşunun Sosyalizmin değil, İslam'ın bir gereği olduğunu ısrarla vurguluyor. İnsanlara dünyada adaleti tesis etmeyecek bir İslam anlayışı, Hazreti Muhammed Aleyhisselam'ın getirdiği İslam anlayışı değildir, bu anlayış ancak Ebû Cehil gibi dindarların işi olabilir diyor özetle.

Komünist yazar Vedat Türkali'nin Bir Gün Tek Başına adlı romanındaki "Baba" karakteri Dr. Hikmet Kıvılcımlı'dır. Romanlarında 12 Eylül'le hesaplaşan sosyalist yazar Mehmet Eroğlu, son romanı olan Emine'de "Hasan Hoca" adlı karakteriyle İhsan Eliaçık'ı işaret ediyor. Sözünü sakınmadığı için çevresince dışlanan, mahallesinde aforoz edilen bir karakter Hasan Hoca. Tıpkı İhsan Hoca gibi yani. Eliaçık, İslamcı kapitalistlerin hem para kazanma hem de harcama yöntemlerine karşı çıkıyor, kâr hırsının inancın önüne çıkmasını kıyasıya eleştiriyor. Eliaçık bu düşünceleriyle muhafazakâr kapitalistlerin aforoz defterinde ilk sıralarda.

Mehmet Eroğlu'nun romanını bir çırpıda okudum. Zülfü Livaneli'nin doğudaki töreye yaklaştığı Mutluluk romanı neyse, Mehmet Eroğlu'nun Müslümanlara yaklaştığı Emine romanı da aynısıydı. Müslümanlara laiklerin yaklaşımını yansıtan bir başka eser, birkaç yıl önce çekilen, senaristi Bahadır Boysal, yönetmeni Alper Çağlar olan Büşra filmiydi. Bu eserlerin hepsi de işledikleri "malzemeler"e, "dönüştürülmesi gereken birer edilgen nesne" olarak yaklaşıyorlar. Bu bakımdan bakış açıları ahlaki değil. Fikir namusu diye bir şey varsa, ona da uygun değil. Bu bakımdan etkili de olamıyorlar. Zaten Mesele dergisinin bu sayısında Mehmet Eroğlu ile yapılan söyleşideki spot şu: "Sol, Müslümanlıktaki Servet Karşıtı Damara Duyarsız Kalamaz." Günaydın! İsterse duyarsız kalsın, diyesi geliyor Müslüman'ın. Bu arada, soldaki servet yandaşı damara ne diyeceğiz? THKO saflarında bulunmuş Erdal Öz'ün, Türkiye'nin en kapitalist yayınevi olan Can'ı kurmasına ne diyeceğiz? Üstelik bu son romanı dışında Eroğlu'nun romanları Can'dan çıkmıştı. Ve aklımıza şu soru da geliyor: Mehmet Eroğlu'nun bu romanı Agora'dan çıkmasaydı, bir Agora yayını olan Mesele dergisi yine onunla söyleşi yapacak mıydı? Yoksa solda da mı sermaye tekeli var?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.