16 Ekim 2011 Pazar

İtibar 1

İTİBAR
Sayı: 1
Ekim 2011






















Edebi metinlerini önce Dergâh'ta, sonra Kırklar'da gördüğümüz birçok imzayı yeniden bir araya getiren İtibar dergisi, bu imza sahiplerinin sıkı dostluklarını ilelebed sürdürmesi gerektiği vurgusuyla doğdu. Yani her şeyden, bu arada edebi bir iddiadan önce; dağılmış, savrulmuş, kırgın imzaları aynı çatı altında toplamak gibi bir işlevi üstlendi. Böylece bir kadro dergisi olmayı başarmış gözüküyor. İlk sayı olmasından kaynaklı düşünce yazıları diğer sayıda da yerini korursa daha iyi olacak. Bunu derken İbrahim Paşalı'nın muhteşem yazısı var aklımda. "Dindar Değilim, Müslümanım" başlığını taşıyan yazı, derginin en dişe dokunur metni olarak göründü gözümüze. Ali Emre, yazısına günümüzde şiir yazan tüm isimleri eklemiş. Ama sadece eklemiş. Bu isimleri saymaktan maksadı da, dünyada zayıflayan şiire karşılık Türkiye'de yazılan şiirinin çok güçlü olduğu... Oysa en çok şiirin Posta gazetesinde yayımlandığı bir Türkiye burası...
Zaten dergilerde metinlerine raslanan birçok ismi bir araya toplayınca edebiyata itibar gelmiş oluyor mu? Olmuyor elbette. Ama İtibar'ın itibarına halel gelmiş oluyor. Hele de dergide Haydar Ergülen'in şiiri fuzuli yere sayfa kaplayınca ve hele de Tenekeci'nin şiiri dahil hiçbir şiirde bir tat yoksa...

Ali Görkem Userin'in Osman Konuk söyleşisi tam bir facia. Kısa ve özensiz çünkü. Cansıkıcı sorularıyla ayaküstü bir mülakattan bile kötü. Zaten dergide itina hak getire. Kapak ve iç sayfa tasarımları iyi olsa da metin seçimleri iyi olmamış. Giriş yazısı o kadar heyecansız ki "Başlarken..." başlığıyla mektep mecmualarını hatırlatıyor. Başa alınan Süleyman Çobanoğlu, kendi şiirini tekrarlıyor ve şiir cesurca çağlıyor. Alın size şiirden İslamcı bir dize: "Erbakan ve Demirel seks filmi zamanıydı" Bunu gayrı İslamcı biri yazsa hır gür ayyuka çıkmaz mıydı diye sormadan edemiyoruz. Ahmet Murat'ın ölü şiirini bitirebilen var mıdır, merak ettik. Hele Mustafa Akar şiirinin hem de final dizesine bakın: "Yeryüzünde haksızlık varken yazmak çok havalı" Olmuyor Mustafa, şiir artistike bir şey değil, numara çekip durma artık... Benzer bir söz de Furkan Çalışkan dostumuza. Hani sen İbrahim Tenekeci'den etkilenmiyordun? Ne şu iki numaracı dize peki: "Sana kendimden ne getireyim / Sağ salim gidip gelmekten başka?"

Mahalle Mektebi dergisinde adamakıllı bir öyküsü yayımlanan Abdullah Harmancı, İtibar'da yayımlanan Pencere adlı öyküsünde sıradan bir dille zayıf bir anlatım örgüsü çıkarmış. Berat Demirci'ye ait olan Kelebeği Beslemek denemesi, okurda ilgi toplamayı başarabilecek bir zenginliğe sahip. Gözleme dayalı, betimleyici bir anlatım var. Mustafa Aydoğan, Şair ve Kötülük adlı yazısında iyi bir şair, pekala edepsiz bir adam da olabilir diyor.

Hakan Arslanbenzer'e ait Avangard Yayınları'nın üç kitabının reklamı dikkatimizi çekti: Muhafazakâr camianın düşman kardeşleri barışıyorlar mı? Camianın abilerine selam çakılmış. İlk sayıda Mustafa Kutlu ve İsmail Kara ile ilgili yazılarda üslup iyice eğilip bükülmüş...

Dergideki şiiri "bir ekmek titremesiyle parlarken gök / sakın unutma, trafikte sabah ölür" gibi komik ve acemi dizelerle dolu Ahmet Edip Başaran'ın taş gibi şiiri varmış! Hemi de balyozla vursan kırılmazmış! Aman Allahım! Şiiri övmek için bu ifadeleri kullanan kişi, ilgili şairin dostu Mustafa Akar! Böyle dostlar düşman başına! İltifat mı hakaret mi belli değil... Ama Ahmet Edip şiiri için Mustafa Akar şöyle diyor: "Onun şiiri hakkında kimse dürüst olmasa ne yazar?" ve Furkan Çalışkan'ın şiiri için de aynısını diyor: "... Ne yazsa okutur. Kimse bir şey demese de olur Furkan Çalışkan şiiri için." Bunu bu mecmua bloğunun ciddi ve dikkatli takipçileri için tercüme ediyorum: "İyi şairlersiniz çocuklar, bakın bunu dile getirmek gibi bir iyilik yapıyorum size. Sizin şiiriniz hakkında kimse bir şey demiyor ama ben diyorum. Sizin şiirinizi kimse dikkate almıyor ama benim şiirimi dikkate alıyorlar. Binaenalyeh ben sizden daha önemli bir şairim."

İbrahim Gökburun, Ali Çolak'ın harika bir deneme yazarı olduğundan bahisle vasat altı bir inceleme (aslında övgü) yazısı yazmış. Osman Toprak'ın yazısı ise liselerdeki kompozisyon dersi yıllarına geri götürdü bizi: İlk iki paragraf tanım, son iki paragraf temenni...

Tefsir Yorgunluğu adındaki şiirinde Hasan Selami Binay şu arsız, neo-abuk ve popülist kültür dizesini kurmuş: "Allah çapkındır"

İtibar geldi hoş geldi. Edebiyatımıza gevezelik ve şamata geldi.

YEL.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.