16 Ekim 2011 Pazar

Fayrap 43

FAYRAP
Sayı: 43
Eylül 2011




















"Fayrap'ın Eylül sayısı gene dopdolu sayın dergiseviciler!" diye başlamak isterdim söze; ancak şöyle diyebiliriz: Fayrap gene bildiğiniz gibi! 


Dergi Hakan Arslanbenzer'in "islam, laiklik ve edebiyat"  başlıklı önyazısı ile başlıyor. Lafı "Müslümanlarda kilisedeki gibi kutsallaştırma hastalığı yoktur. Bizim evliyalarımız bile kutsal değil saygındır"a getiren cahil önermeleri olmasa genelde doğru tespitler yapılmış bir yazı. Özel hayatını yakından tanıyan bilecektir ki hayatı birilerine küfür etmek, sövülmemiş edebiyatçı bırakmamak, müritlerini terörize etmek gibi hasletleri düstur edinen bir yazar-şair(!)in böyle efendi yazıları insanı sevindiriyor. Elini eteğini bu piyasadan çektikten veya ulu emir vaki olduktan sonra, bu ve yanındaki zatı muhteremler şiirleriyle değil polemikleriyle hatırlanacak gelecek kuşaklar tarafından. Bu dergide yayınlanmış birkaç şiir belki hatırlanacakken, kavga, dövüş ve küfürler ilelebet baki kalacaktır. İşte Hakan abimizin seçtiği şiirler de gene bu minvalde. Konuşmalı-sövüşmeli yazınca, bunları dizeler halinde sıralayınca, hiç alakaları olmadıkları halde "Allah, Muhammed, halk, ekmek" gibi kelimeleri kullanınca neo-epik şiir denen ucubeyle karşı karşıya kalıyorsun. Abilik kontenjanından giren Ümit Aktaş'ın şiiri her zamanki gibi gene vasatı zor yakalıyor. Murat'ın neo-abuk şiiri bol sloganlı şiirimsiden başka bişey değil maalesef. Belya Düz'ün yazısını şiir olarak değil de deneme olarak okuyoruz ve azcık sempati duyuyoruz. Ömer Faruk Yasin arada kaynamasın, Allah için güzel şiir yazmış. Neo-abuk şiirin en iyi temsilcisi diyebiliriz bu sayı için. Murat Sözer'in ve Batur Kuzgun şiirleri biraz önce bahsettiğimiz formülasyonla (Allah-Muhammed-ekmek-halk-düzyazı dizeleştirmece) yazılmış artık Fayrap klişesi diyebileceğimiz heyecansız şiirler.

Melek Arslanbenzer'le Hakan'ın yaptığı söyleşi ise tam bir komedi. Kendi aralarındaki sohbeti röportajmış gibi bize yedirmeye çalışıyorlar. Aslında yazmaya çalıştıkları neo-abuk şiir de aynı mantık çerçevesinde kurulmuş. Yaptıkları gariplikleri orijinallik sanıp şiire sokuyorlar. Birileri bu arkadaşlara söylemeli dizelenmiş her abukluk şiir değildir!

Bu sayıda Hakan’ın yıllığını yıkama yağlama sırası Bünyamin K.’ya verilmiş. Her sayı yıllığı övmek için şair ve yazarlar sıraya girmiş görünüyor Fayrap’ta.

Derginin sonlarına geldiğimizde çokbilmiş tarihçimiz İlber Ortaylı’yla ilgili bir yazı, Melek Hanım’ın psikoloji yazılarını görüyoruz. Murat Küçükçiftçi’nin “ne yazıyor parasız dağıtılan kitabın içinde?” yazısında eğitime eleştirel bir bakış atılırken, Yunus Bilge Özdemir’in zayıf siyasi yazısı “aynı haltın soyları: sistem ve karşıtları” ile nihayet derginin sonuna geliyoruz.

Geçmiş olsun…


MEL.

4 yorum:

  1. Kurtuluş KAYALI BU DERGİYİ ÖNEMSİYOR YA GERİSİ ÖNEMLİ DEĞİL,SiZ İYİSİ Mİ,ELEŞTİRİ YERİNE ERMAN TOROĞLUYLA PROGRAM YAPIN...

    YanıtlaSil
  2. sayınsız mel. maşallah tüm dergilere kaymışsın. çeşme gibisin. bir dergi çıkar da böyle kayalım sana da ne dersin.

    YanıtlaSil
  3. kurtuluş kayalı adlı liberalin peşinde ne işi var fayrap gibi ultra-islamcı, küfre düşman (ama küfürsever) bir derginin? yaw siz islamcısınız, ne işiniz var efe murad ile, ömer şişman ile, selim temo ile, aslı serin ile?... bu ne eziklik allaşkına, kafirle hesaplaşmayı gözden çıkardınız mı siz? :))

    YanıtlaSil
  4. hem faryap dergisi hemde sitesi tamamen ömer yalçınovaya kalmış. o kadar kötü yane.

    YanıtlaSil

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.