16 Ekim 2011 Pazar

Dergah 260

DERGAH
Sayı: 260
Ekim 2011





















Son iki yıldır Dergâh'ın giriş yazılarında ısrarla vurgulanan şey, "yeni ve sivil bir Anayasa". Bu tutum, Dergâh'ı İsmet Özel'den berî kılıyor. İsmet Özel, İstiklal Marşı Derneği toplantısında "yeni anayasa İslam düşmanlığıdır" demişti.

Derginin en güzel şiiri, derginin en güzel yerine alınmakla isabet buyurulmuş. Kapakta Fatma Şengil Süzer'in şiiri... Bu şiir, lirik bir sevgi şiiri. Bugün şiirimizde küçük görülen büyük duyarlıkların şiiri. Derginin en güzel şiiri evet ama gene de ortalama bir şiir. Mikail Söylemez'in ve bilhassa İdris Ekinci'nin kapağa alınmayı daha fazla hak eden şiiri dışında dergideki diğer şiirler çok zayıf. İdris Ekinci bu kez sahici bir şiir metni oluşturmayı başarmış, tebrik ediyoruz!

Mustafa Akar'ın şiirlerinde her zaman olduğu gibi, buradaki şiirinde de bir final sahnesi sorunu var. İtibar dergisindeki şiirinde de, şiir için fazlasıyla ham, kötü bir düzyazı cümlesiyle bitiriyordu şiirini. Burada da aynısı: "Bu ülkede trafik sağdan ölüm de soldan akar zaten"

Işık Yanar ve Zafer Acar 1960'ların ciddiyetiyle yazan, fırlamalıktan, bu arada zekadan uzak iki kalem. Işık Yanar, yazdıklarını büyük bir ciddiyetle yazıyor ama okuyanların zihninde hiçbir ışık yanmıyor! Belki de bende anlama problemi vardır, bir de siz bakın bakalım. Yüksek Bir Kültür Yaratmak başlıklı ölü yazısı şöyle bitiyor: "... yüksek bir kültür oluşturma noktasındaki gayretler yeni ve akli bir yoğunluğa işaret etse de bu, insan gerçeğinde bir kopuşun başlangıcı değildir." Hiçbir şey anlamadım. Demek ki berbat!

Aykut Ertuğrul'un Yanlış Tren adlı öyküsü, iyinin kıyısına yaklaşıyor ama karaya ayak basamadan geri çekiliyor gibi. Mahalle nostaljisi, mesajın önünü kapatmış. Beklediğimiz gelişmeler oluyor hep. Yusuf Hayaloğlu'nun "Ah Ulan Rıza" anlatısı gibi bir hikaye olmuş bu. Tek ilgi çekici yön, kimi yazarların sıkça kullandığı gibi (Döşeğimde Ölürken, Sessiz Ev...) olay örgüsünün bölüm bölüm başkasının dilinden anlatılması.

Hakan Arslanbenzer, adeta Murat Sözer'e demiş ki: "Mırad gardaş, bizim hanımın şiir kitabı çıhtı, sen onu ezeli ve ebedi dergâhımızda mıstafa abiye iledivee de yayunlansın." Murat Sözer de oturmuş ısmarlama bir yazı yazmış. Ama ıkına sıkına yazdığı ortada. Melek Arslanbenzer'in şiir kitabını tanıttığı yazıda kupkuru ve temelsiz övgüler dizmekle kalmamış, üstüne üstlük zaten vasat altı şiirler yazan şairenin şiirleri içerisinden de en kötü dizeleri alıntılamış:

İnsan yürür bir ucundan dünyanın
Öbür ucuna yürürse insan ölmez
İnsan durur
Ölür
ya da mesela:
Ben üzülürüm başka insanların acısına
Onlar başka insanlar olduklarından değil
Ben üzülürüm
Sanki o acılar benim
O acılar benim

İnsan, bu ne yahu, diyor okurken. Bir de yazıyı şöyle bitirmiş Murat Sözer: Eğer Türkiye'de gerçek bir şiir ortamı var olsaydı, bu kitap yayımlandığında olay olması gerekirdi. Peh peh peh! Sanki Türkiye'de şiir okurları Fayrap şiirlerinin düzeyini bilmiyormuş gibi mavra sözler...

Ali Ayçil, "Mehmet Âkif Şiirinin Modern Türk Şiirine Etkisi Var mıdır?" başlıklı yazısında nazikçe, Mehmet Âkif şiirinin günümüz Türk şiirine etkisi yoktur diyor ve İsmet Özelcilikte birbiriyle yarışanları çileden çıkarıyor. İlgiyle okunulması gereken, tartışma doğuracak bir yazı bu.


Bu ayın söyleşisi müslüman gurme Salih Zengin ile yapılmış.

YEL.

1 yorum:

  1. dergah dergisi iyice bunamaya ve bunaltmaya başladı artık. ya kapanması ya da kadroyu tamamen değiştirmesi lazım. hele bir de şimdi ondan aşağı kalmayan itibar da çıktı ki hiç çekilmiyor.

    YanıtlaSil

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.