18 Ekim 2011 Salı

Bir Nokta 117

BİR NOKTA
Sayı: 117
Ekim 2011




















Edebiyatın darülacezesi Bir Nokta’da bu ay gene okuyacak bir şey bulamadık. Derginin açılış yazısında Mürsel abi döktürmüş. Birine kızmış saldırmış, ancak kime saldırmış anlamadık. Biz fani kullar anlamasak da olur zaten.

Derginin ilk sayfalarındaki Hıdır’ın Pastanesi ve Anahtarcı öyküleri baştan sonuna okumak sabır ister. Gereksizce uzamış, liseli betimlemeleriyle yazılmış fecaat öyküler. “Annem, Bal Kestanesi” öyküsü için söyleyecek söz bulamıyorum. Lise kompozisyon derslerinde “eveeeet çocuklar bugünkü dersimizde birer öykü yazacağız!” diye başlayan hocalarımızı mutlu etmek için yazdığımız öykünmelere benziyor Aliye Akan ablamızın yazdığı, darılmasın da. Türkiye’deki sağcılarımızın en sevdiği iki ecnebi şair dergimizin sayfalarını süslüyor: Rilke ve Goethe! Rilke’nin çevrilmiş bir şiiri, Goethe’nin ise hatun sevgisiyle ilgili yazılmış oylumlu bir yazı karşımızda duruyor. Rilke ve Goethe takıntısı ne zaman bitecek bu memlekette çok merak ediyorum. İkisi de ucundan peygamberimizi övdü diye bu kadar da abartılmaz ki! İbrahim abimizin (Eryiğit) çocuklara elifba öğretimini kolaylaştıran şiirleri Sad ve Dat kafiye yapmak için absürd sendromlar geçiren metinler. Süleyman Çelik, Mustafa Özçelik, Abdurrahman Karakaş ve daha nice yaşlı şair abimiz klişede tavan yapıyor. Genç arkadaşlar böyle şeyler yazsa çokbilmiş dergi editörlerimiz “daha çok çalışmalısın evladım!” minvalinde şeyler yazar; ama darülacezenin mecmuasında eskiden şairsen bu yazıları şiir diye postalamak çok kolay. Murat Soyak büyük olasılık rica minnet üzerine bir yazı yazmış ayıp olmasın amcalara diye. Bünyamin Duralı İlhan adlı bir şiir heveslisine, kendisini öve öve bitiremediği bir mektup yazmış ama bu genç şair adaymızın bir şiirini göremiyoruz. Muhtemelen yaşlılar dışında bu dergide yer almak zor. Ard arda yazılmış gene klişelerle örülü Floransa ve İran gezi yazıları ve dijital yayıncılığı eleştiren bir yazıyla dergimizi sonlandırıyoruz.

Bir Nokta şu an piyasada bulunan en iddiasız edebiyat dergisi. Mürsel Sönmez’in gönül eğlendirmek için çıkardığı ve çıkmasa edebiyatımız kayıp değil ciddi kazançlar sağlayacağı –kızmasınlar ama- kağıt ve zaman israfı bir mecmua.

MEL.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir google profiliniz yoksa "Anonim" ya da "Adı/Url" yorumlama biçimini seçerek yorum gönderebilirsiniz.